home
444 77 07
dr-stet Ücretsiz Muayene Ol

Diyet ve Beslenme

Estetik International kliniklerinde, hastalarımıza, öncelikle bir yaşam şekli haline getirmeleri gereken doğru beslenme kriterlerini öğretiyor, diyetisyenlerimiz kontrolünde zayıflayarak, form tutarak, sağlıklı kiloda kalmalarını amaçlıyoruz. Verilen diyet listeleri hastalarımızın yaşam standartlarında, kişiye özel ve hedefe uygun şekilde programlanarak, kilo kontrolünün ömür boyu devam etmesini sağlıyor.
 

Neden diyet listesine uymalıyım?

 
Diyet listesi beslenme biçiminizi değiştirmek, sınırlamak ve doğru besinleri seçebilmenize imkân tanıyan yönlendirmelerdir. Bedenimiz tıpkı makineler gibi tam kapasite çalışması için, yakıta ihtiyaç duyar. Diyet listeleri ise aldığımız besinlerin yakıta yani vücut diliyle enerjiye dönüşmesinde fayda sağlayacak, maddelerden oluşur. Ne kadar çok enerji alır ve ne kadar az harcarsanız, o kadar kilo alırsınız. Günlük yakılan enerji bir başka değişle alınması gereken kalori miktarı, insanın boyuna, cinsiyetine ve yaşına göre değişkenlik gösterir. İşte bütün bu veriler doğrultusunda diyet listesi, şahsa ait olmalıdır, bizzat onun yaşantısı, bedeni ve hatta kronik hastalıkları varsa ona göre uzman bir kişi tarafından hazırlanmalıdır.
 
Klasik, şehirde yaşayan, sabah 7, akşam 11 uyku düzenine sahip, spor yapmayan ve orta yaşlı bir insan, ekstra hiçbir şey yapmadan ortalama 1700-2000 kalori civarında enerji harcar. Kadınlar erkeklere nazaran daha az enerji harcarken, çocukların daha çok enerjiye ihtiyaçları bulunur. İşte diyet listelerinde bütün bu saydığımız özellikler dikkate alınır ve dengeli beslenme için gerekli olan besinlerle donatılmış, 1700-2000 kaloriden az diyet listesi hazırlanarak, kişinin kilo vermesi sağlanır.
 
Diyet listelerinde dikkat edilecek bir başka konu spor ve su takviyeleridir. Spor daha çok kalori yakmanızı sağlar, su ise hem tokluk hissi uyandırır hem de hücre yenilenmesinde fayda sağlar. Hem spor hem de su, serotonin hormonunu devreye sokarak, daha mutlu, daha istikrarlı bir diyet yapmanıza yardımcı olacaktır. Bu sebeple diyet listesinde en fazla atlanan maddeler olarak geçen su ve spor takviyelerine oldukça fazla dikkat etmek gerekiyor.
 

Kilo vermek için bunlara dikkat edin

 
Kilo vermek için, öncelikle besinlerin kalorilerini, vücudunuzun ihtiyacı olan elzem besin çeşitlerini ve kilo vermenize yardımcı olacak takviye yöntemlerini çok iyi bilmeniz gerekiyor. Her pazartesi kilo vermek amacıyla başladığınız diyet programlarında bir değişiklik yaparak, öncelikle 1 hafta boyunca neler yediğinizi liste halinde yazın. Özellikle sabahları neler yiyorsunuz? Geçiştirilen ve tam manasıyla altın öğün diye nitelendirilen kahvaltı, aslında en çok kaloriyi almanız gereken öğün olarak geçiyor. Öğlen ve akşam yemeklerinde, ara öğünlerinizde, yatmadan evvel neler yediğinizi not edin.
 
Araştırmalar kilo vermek için diyetisyene başvuran kilolu insanların, aralarda yediği, atıştırdığı ve hatta avuçlarına, ellerine alarak hızlıca tükettiği, kalorisi yüksek besinleri görmezden geldiklerini, fakat asıl kiloyu bu atıştırma seanslarında aldıklarını ortaya koyuyor. Her şeyi ayrıntılarıyla yazdıktan sonra bir kalori hesaplaması yapın. Klasik bir günde aldığınız kalori miktarını ve harcadığınız ortalama kalori miktarını hesaplayarak, sorunun farkına varın. Büyük bir ihtimalle harcadığınız enerji, aldığınız kaloriden çok daha az çıkacaktır.
 
Kilo vermek için yaptığınız bu çalışma sonrasında, neler yemeniz gerektiğini araştırın. Bütün besinler başlıca üç kategori altında toplanır. Bunlar, karbonhidratlar, proteinler ve yağlardır. Her birinin dengeli bir biçimde alınması gerekir. Karbonhidratlar ve yağlar, bedenin işlemesi, düzgün çalışması ve enerji kazanmasına yardımcı olurken, proteinler ise, hücrelerimiz ve dokularımız için yapı taşı görevini üstlenirler. Kilo vermek için yapacağınız yalan yanlış diyetlerle, yetersiz miktarda yağ ya da karbonhidrat alırsanız, kendinizi yorgun ve uyuşuk hisseder; proteini yetersiz miktarda alırsanız, dokularınızda erimeye yol açarsınız. Bu sebeple kilo vermek için önceliğiniz bu 3 ana besin kategorisini çok iyi bilmeniz ve neyi ne kadar tüketmeniz gerektiğini çok iyi anlamanız gerekmektedir.
 
Estetik International kliniklerinde kilo vermek ve sağlıklı kilonuzda kalmanız için diyetisyenlerimizden randevu alabilir ve beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmenize fayda sağlayacak uzman diyetisyen görüşlerinden faydalanabilirsiniz.
 

Metabolizma nedir?

 
Metabolizma, insanın temel işlevlerini, vücudun fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için ihtiyacı olan minimum enerji miktarına deniliyor. Metabolizma hızı ise, sakin, hareketsiz bir oturma sırasında, insanın ne kadar kalori harcadığı hesaplanarak bulunur ve dolayısıyla her insanın metabolizma hızı birbirinden farklılık gösterir. Metabolizma hızının sakin bir anda ölçülmesinin sebebi ise, sadece nefes alıp verirken harcadığı enerjiyi anlayabilmek, dış etkenler olmadan saf metabolizma hızını ölçebilmek için yapılır. İnsanlar hiç zorlanmadan yaptıkları yemek yeme işlemlerinde, sıradan bir temizlenme ya da tuvalet ihtiyacını giderme hatta uyku sırasında bile enerji harcarlar.
 

Herkesin neden farklı metabolizması var?

 
Her insanın birbirinden farklı metabolizmaya sahip olmasının nedeni ise, vücuttaki yağ ve kas oranlarıyla alakalıdır. Yağlı dokunun metabolizma üzerinde etkisi yokken, kaslı bir vücut ise daha çok kalori harcayacaktır. Spor yapan herkesin metabolizması, daha çok kaslı dokuya sahip oldukları için, daha hızlı çalışır. Kısaca, vücut yağ oranı ne kadar fazlaysa, metabolizma o kadar yavaş çalışıyor diyebiliriz.
 

Metabolizma nasıl hızlandırılır?

 
Kilosu fazla olan insanlar üzerinde, metabolizma hızlandırma için neler yapılabileceğini inceleyen birçok araştırmada, yağ oranının azaltılıp, kaslı dokunun fazlalaştırılması sonucuna varılmıştır. Kilolu insanlar için özellikle spor yapmanın önemi bu noktada tekrar gündeme gelmektedir. Yavaşlayan metabolizma, ne kadar rejim yapılırsa yapılsın, sporla takviye edilmediği sürece, başarısız diyet programlarına dönüşecektir.
 
Metabolizma hızlandırma için kilo sorunu olan herkesin öncelikle spor yapması gerekiyor. Kaslanan dokuların metabolizmayı hızlandırması sonucunda da düzenli diyet uygulamaları, tahmininizden daha çabuk kilo vermenize yardımcı olacaktır. Kadınlarda 40 yaşından ve erkeklerde de 50 yaşından sonra metabolizma yavaşlamaya başlıyor, bu sebeple özellikle bu yaşlarda, kilo soru yaşamıyor olsanız bile takviye yürüyüş ve egzersiz çalışmaları yapmanız, sağlıklı bir orta yaş dönemi geçirmenizi destekleyecektir.
 
Klasik anlama eğer çok üşüyen, kuru ciltli, oldukça yavaş nabza sahip ve düşük tansiyonlu biriyseniz, metabolizmanızın yavaş olduğunu söyleyebiliriz. Metabolizma hızlandırma çalışmaları yapmak istiyorsanız, öncelikle bazal metabolizma hızınızı ölçtürün. Ardından programlı bir şeklide yağlarınızdan kurtulup, kaslı bir bedene sahip olmak için çalışın.
 

Diyete Başlamadan önce yapılacak testler:

 
Estetik International kliniklerinde çoğunlukla diyete başlamadan önce, bir dizi test istenir. Diyetisyenlerimiz, diyet listesini bu testlere göre oluşturur, kilo olmanızı tetikleyen faktörleri bularak, size özel bir program hazırlar. Diyete başlamadan önce yaptıracağınız klinik testler, vücudunuzun hormonsal durumunu, tiroit, kolesterol, kan basıncınızı, şeker düzeyinizi öğrenmek için yapılır ve tedavi olması gereken bir hastalığınız var ise, konunun uzmanı bir hekimle ortaklaşa çalışılarak, kilo sorununuz için çözüm yoluna gidilir.
 
Diyete başlamadan önce sıklıkla istenen rutin testler şu şekildedir:
     • SGOT-AST-SGPT-ALT-GGT: Bunların hepsi karaciğer fonksiyon testleridir.
     • Total Kolesterol, HDL, LDL, Trigliserid: kanınızda bulunan kolesterol miktarını ölçmek için yapılan testlerdir. HDL iyi kolesterol, LDL ise kötü kolesterol olarak geçer ve kalp rahatsızlıklarının göstergesidir. Bugün Dünya Sağlık Örgütü, Total kolesterol baremini 200,  Trigliserid 150 değerinin altında olması gerektiğini söylüyor. Ayrıca, HDL’nin ise 40-60 mg/dl arasında olması kabul ediliyor.
     • Hemoglobin-HGB: Vücudunuzun demir deposunu gösteren bir testtir. Bugün dünyada her 3 orta yaşlı kadından 2 tanesi düşük hemoglobin değerine sahiptir ve anemi hastasıdır.
     • WBC-LÖKOSİT: kandaki akyuvar sayısını gösteren testtir. Yüksek seviyede olması, vücudun antikor ürettiğini ve belirli bir enfeksiyonun olduğunu gösterir.
     • TROMBOSİT: kanın pıhtılaşma süresini hesaplayan bir testtir. Yeterli sürede pıhtılaşmaması, fazla kanamalara ve kansızlığa sebep olduğu için, önem verilen testler arasındadır.
     • MVC: kırmızı kan hücrelerimizin çapının ölçülmesi suretiyle yapılan bir testtir. Düşük olması, genetik bir hastalık olan Talesemi hastalığının habercisidir.
     • RBC: kandaki kırmızı kan hücrelerinin tespiti için eritrosit alyuvar oranının hesaplanması sonucunda yapılan bir testtir ve lösemi hastalığı için belirgin değerler alınabilir.
     • İdrar Testleri: İdrar bir insanın vücudunun ne kadar iyi çalıştığını anlamak için çok ciddi veriler sunar. Bu sebeple idrar rengi, dansitesi, ph değerinin yanı sıra, lökosit, bilirubin, kan ve protein oranlarına da bakılır. Normal değerler içindeki bir idrar, berrak, açık sarı, kansız, glikoz değeri ve lökosit değeri ve protein değeri negatif olmalıdır.
     • BUN, KREATİNİN: bu testler ise, vücutta bulanan böbrek rahatsızlıklarını kontrol etmek için yapılır.
     • TSH, T3,T4: tiroid bezlerinin çalışması hakkında bilgi veren testlerdir.
     • Açlık kan şekeri: Aç kaldığımızda, insülin hormonu düşerken, diğer hormonlarımız kan şekerini artırmaya çalışır ve çok iyi işleyen bir düzen oluşur. Fakat insülin hormonu iyi çalışmıyorsa, kan şekeri yüksek çıkacaktır, bugün Dünya Sağlık Örgütünün belirledi barem 126 mg/dl’dir ve bu değerin üzerinde çıkan sonuçlara şeker hastalığı-diyabet teşhisi konulur.
 

Metabolik Sendrom nedir?

 
Metaboik sendrom, son günlerde adını sıkça duyduğumuz bir hastalık haline geldi. Hemen her gün bir iç hastalıkları uzmanı ya da beslenme uzmanı tarafından ellerinde mezuralarla “ bel çevrenizi ölçün, metabolik sendrom olabilirsiniz “çağrılarını duyuyoruz. Peki, nedir bu metabolik sendrom? Metabolik sendrom için çağın hastalığı diyebiliriz. Hareketsiz yaşama ek olarak yediğimiz her şeyin bol katkı maddeleri içeren, yağlı, şekerli ve tuzu gıdalardan oluşmasından kaynaklanıyor. Öncelikle bel çevresi genişliyor, ardından total kolesterol ve trigliserid seviyesinde yükselme, tansiyonunun artması ve insülin direnci gözlemleniyor. Yapılan araştırmalar sonucunda gelişmiş ülkelerde bulunan her 4 insandan bir tanesi metabolik sendrom hastasıdır.
 

Metabolik sendrom kriterleri nelerdir?

 
Metabolik sendrom kriterleri ise bazı değerleri içeriyor. Bel çevresi erkeklerde 102’den, kadınlar da ise 88 cm’den fazla ise, Trigiliserid değeriniz, 150 mg/gL’den yüksek, HDL değeri erkeklerde 40 mg/dL’den, kadınlarda ise 50 mg/dL’den yüksek, tansiyonunuz, 13’e 8’den yüksek ve açlık kan şekeriniz 100 ila 125 mg/dL arasında ise ve bunlardan en az üçüne sahipseniz metabolik sendrom tanısı konuyor.
 

Metabolik sendrom ve sağlıklı beslenme

 
Metabolik sendrom ileriki yaşlarda ciddi kalp rahatsızlıklarına, karaciğer, böbrek hastalıklarına ve en kötüsü belki de yaşlandığımızda yerinden kalkamayan insanlar olmamıza neden oluyor. Bu durumun üstesinden gelebilmek için, öncelikle uzman bir hekim tarafından kontrol edildikten sonra, diyet ve egzersiz programlarına dâhil olmak gerekiyor. Estetik International kliniklerinde tedavi ettiğimiz metabolik sendrom tanısı konmuş hastalar kısa sürede tavsiyelerimize uyarak sağlıklı bir yaşama merhaba diyorlar. Metabolik sendrom hastalığı tanısı konmuş hastalara karbonhidratlı, şekerli ve tuzlu yiyeceklerden uzak durmaları, bol sebze ve meyve tüketmeleri ve ayrıca spor aktiviteleri yapmaları tavsiye ediyoruz. Uygulanacak programlar dâhilinde kısa zamanda iyileşen hastalar, metabolik sendroma yol açan nedenleri anlayarak, yaşam kalitelerini artırmak ve değiştirmek için, eski alışkanlıklarından vazgeçmeleri sağlanıyor.
 

Bu tedavi yöntemi hakkındaki görüşlerinizi yazın ve uzmana puan verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar:
Uzmana Danışın
Soru sorabilirsiniz
  • Uzmana Danışın
chat Doktora Soru Sor